Prag.
Hiç bir yere kıpırdayamayacak durumlarda, insan, neden uzakları özler veya oralarda olmak ister? İşleri iyice zorlaştırmak için sanırım kendime.. Kendimi iyi hissettiğim bir şehirdi Prag. Ufuk'un blogunda bu şehirle ilgili bir kaç kelime yazmıştım. Yaşadıkça tadı alınan bir şehir. Ilık bir bahar gününde Slavia Cafe de, nehri ve köprüleri seyrederken, pianonun sesiyle bu lezzeti artırmaya doyum olmazdı şimdi...

p.s.: Caddeyi ve nehri çok iyi gören şu minik yuvarlak masalarda oturmanızı tavsiye ederim. :)

p.s.: Caddeyi ve nehri çok iyi gören şu minik yuvarlak masalarda oturmanızı tavsiye ederim. :)
5 Comments:
"Hiç bir yere kıpırdayamayacak durumlarda, insan, neden uzakları özler veya oralarda olmak ister? "
buraların tadı kaçmıştır çünkü.. :(
sağdaki sırada dipten ikinci masada oturmuştum. şu anda bile karşı masada tek başına oturan adamı, pencere kenarında oturan bir aile ve diğer masadaki çifti tüm ayrıntılarıyla hatırlıyorum.
Nazım'ın kafesi diyoruz biz ona, malum oarada oturup yazı yazmış rivayete göre.
ben de sık sık orada olmak istiyorum, ama buranın tadı olmadığından değil, oranın havasının bana göre bir çeşit büyüyle harmanlanmış olmasından.
sevgiler
Benim sitemde yazılmış yazıdan alnıtı olmasın bakiim.. Karşılaştırcam ona göre :p
E Ufuk yani; biz kendi blogumuzda senin blogun tanıtımına katkıda bulunmuşuz, bakış açına pes doğrusu.:)
Dooru yaw :p Kusura bakma.. Devam lütfen.
Yorum Gönder
<< Home