Salı, Eylül 26, 2006

Silinmişler...

QQ: Bu gece, işyerinde vakit geçmeyecek kolay kolay. Eskiden de öyleydi. Bir ara iyi geçiyor gibiydi, fakat o zamanlarda da zorlaştırma çabaları içindeydim. Hakikaten iyiydi, kendim de bak inanmıyorum şimdi, mutlaka bir bahane bulacağım ya, hadi neyse.

PP: Babacığım, seni çok özledim. Bilirsin, yıllardır özler dururum, ama bu kez farklı.Sürekli ruyamdasın, dirilip dirilip, yeniden terkediyorsun beni. Yine yanlız kalıyorum, kabuslarım başlıyor, ıslak hırkana dokunuyorum, mezarına kapanıyorum. Şimdi beni görmediğine seviniyorum bir taraftan, senin yüzüne rol yapamazdım biliyorsun, hemen düştü yüzün derdin, senden kaçamazdım.

WW: Ellerim üşüdü. Bu gece, uzun zamandan beri ilk kez üşüdüm. Uzun zamandır saçlarım uzadı, uzun zamandır pantolon üstümden düşüyor, uzun zamandır gecelerim sabaha ulaşmadı, uzun zamandır kelimelerim aç, uzun zamandır ben yoktum ve bir zaman önce yokedildim.

XX: Silinmiş kelimelerim, bulaşıcı hastalık taşıyan bir bakteriyi siler gibi. Bir beze, biraz kimyasal koyup da, silmeye başlarsın. Daha sert, daha sert! acıtmak ister gibi, bastırırsın. Silinsin, temizlensin istersin. Faydasız... Yaşıyorlar işte, çok küçükler ama, çok büyük oyuklar açabilirler.

Three Doors Down: Landing In London.

1 Comments:

Blogger cenkunal said...

Acaba kelimeler hiç yazılmış mıydı ki?
Bize mi öyle geliyordu.

1/10/06 01:14  

Yorum Gönder

<< Home