Adamın gerçeği...
Adam ölmüştü kadının rüyasında. Zaman zaman içinden geçirirdi, adamın öldüğünü. İster miydi tam olarak bilmez, ama şakayla karışık düşünür ve sonra ikisi, adam ölünce neler olacağını tahayyul ederlerdi. Böyle ciddi konuları şakayla konuşmayı, adam öğretmişti kadına. Anlayamadı uzun süre, ciddiye aldı hep, bu tür olumsuz şeyler, olur olmaz dile getirilmemeliydi ona göre. Adamsa, başka kadınlarla geçirebileceği vakitlere ilişkin varsayımları, uluorta anlatır, kadını güç duruma düşürür, kadının sonradan buna kızmasına, daha kızar, kadını ikinci kez kırardı. Ne var ki, sonu gelmeyince bu tür sohbetlerin, kadın kabullendi, hatta esprilere katılmaya, umursamamaya bile başladı. Çünkü adama göre, bunlar birer şakadan ibaretti, ciddiye almasına gerek yoktu kadının.
İşte o günde, adamın öldüğünü konuşmuşlar, “sen öldüğünde şöyle olacak, böyle yaparım” gibi konuşa konuşa yürümüşlerdi, gülerek. Geceyi zor ettiler, tartışıp didişmekten yorulup, herkes kendi köşesine çekilip, uğraşılacak şeyler bittiğinde; uyumaya gittiler.
Kadın ruyayı hemen görmeye başladı uyur uyumaz veya öyle geldi. Bir kaç gündür, odanın bir köşesindeki kanapede, adam boylu boyunca uzanıyordu ve üzerinde beyaz örtü vardı. Adamın düzgün yüzü solaryumdan seansından yeni çıktığı için kırmızı idi ama adam ölüydü. Kadın, öldüğü halde niye odada olduğunu anlayamadı adamın. Bir süre bekledi durdu başında. Sorulara cevap arıyordu bir yandan, ruyada olduğunu bile bile. Adam canlı gibiydi ama ölüydü. Ölmüştü işte. Nasıl da gerçek oluverdiğine şaşıyor, soğukkanlılığından kendisi bile tedirgin oluyordu. Başında bekliyordu, “yok yok, yeniden canlanır” düşünüyordu içinden. Gelen giden de yoktu, ne biçim ölü eviydi, bir başka yerdi burası, bomboş bir dörtduvardı üstelik.
Adamın sesini duydu kadın bu düşünceler içinde meşgulken. Dudakları kıpırdamıyordu ama ses bir şekilde geliyordu işte kulağına. Adam, başına gelenleri anlatıyordu. Belli ki kadına tekrar ulaşma şansı verilmiş, o da bunu değerlendiriyordu zaman kaybetmeksizin.
-Dişlerimi söküyorlar, canım acıyor...”
Adam, hızlı hızlı anlatmaya başladı. Kadın tek cümlesini bile kaçırmak istemiyordu.Bir yere yazmalıydı, nasıl yapsındı, heyecanlanmıştı,. Duyduklarından dehşete kapılıyordu, ne duyduğunu anlamadığı halde. Aklında tutmaya çalıştı herşeyi, adamın başına gelenleri unutmamalıydı. Ertesi gün lazım olacaktı kesin. Bu ruyaydı ve nasılsa gerçek değildi. Bir yandan o kargaşa içinde, adama karşı şefkat doldu.
Kadın, aniden uyandı. Ruyaydı ve korkmuştu. Şakası bile yapılmayacak olayı, ruyasında görmüştü adam yüzünden. Toparladı kafasını, bildiği duaları okudu, sakinleşmeye çalıştı, nerden de çıkmıştı şimdi bu ? Nasıl uyuyacağını düşündü, yorgundu oysa. Solundaki yastığa baktı, boştu, adam diğer odada idi, hala uyumamıştı bile.
Adam onu üçüncü defa kırmıştı. Ruyasında bile üzmüştü. Gece daha erkendi. Kendini uykunun kollarına bıraktı ne zaman sonra, adamın şaka yapamayacağı günleri düşündü.
Sabahın müziği: Ayten Alpman - Son Bir Defa.
İşte o günde, adamın öldüğünü konuşmuşlar, “sen öldüğünde şöyle olacak, böyle yaparım” gibi konuşa konuşa yürümüşlerdi, gülerek. Geceyi zor ettiler, tartışıp didişmekten yorulup, herkes kendi köşesine çekilip, uğraşılacak şeyler bittiğinde; uyumaya gittiler.
Kadın ruyayı hemen görmeye başladı uyur uyumaz veya öyle geldi. Bir kaç gündür, odanın bir köşesindeki kanapede, adam boylu boyunca uzanıyordu ve üzerinde beyaz örtü vardı. Adamın düzgün yüzü solaryumdan seansından yeni çıktığı için kırmızı idi ama adam ölüydü. Kadın, öldüğü halde niye odada olduğunu anlayamadı adamın. Bir süre bekledi durdu başında. Sorulara cevap arıyordu bir yandan, ruyada olduğunu bile bile. Adam canlı gibiydi ama ölüydü. Ölmüştü işte. Nasıl da gerçek oluverdiğine şaşıyor, soğukkanlılığından kendisi bile tedirgin oluyordu. Başında bekliyordu, “yok yok, yeniden canlanır” düşünüyordu içinden. Gelen giden de yoktu, ne biçim ölü eviydi, bir başka yerdi burası, bomboş bir dörtduvardı üstelik.
Adamın sesini duydu kadın bu düşünceler içinde meşgulken. Dudakları kıpırdamıyordu ama ses bir şekilde geliyordu işte kulağına. Adam, başına gelenleri anlatıyordu. Belli ki kadına tekrar ulaşma şansı verilmiş, o da bunu değerlendiriyordu zaman kaybetmeksizin.
-Dişlerimi söküyorlar, canım acıyor...”
Adam, hızlı hızlı anlatmaya başladı. Kadın tek cümlesini bile kaçırmak istemiyordu.Bir yere yazmalıydı, nasıl yapsındı, heyecanlanmıştı,. Duyduklarından dehşete kapılıyordu, ne duyduğunu anlamadığı halde. Aklında tutmaya çalıştı herşeyi, adamın başına gelenleri unutmamalıydı. Ertesi gün lazım olacaktı kesin. Bu ruyaydı ve nasılsa gerçek değildi. Bir yandan o kargaşa içinde, adama karşı şefkat doldu.
Kadın, aniden uyandı. Ruyaydı ve korkmuştu. Şakası bile yapılmayacak olayı, ruyasında görmüştü adam yüzünden. Toparladı kafasını, bildiği duaları okudu, sakinleşmeye çalıştı, nerden de çıkmıştı şimdi bu ? Nasıl uyuyacağını düşündü, yorgundu oysa. Solundaki yastığa baktı, boştu, adam diğer odada idi, hala uyumamıştı bile.
Adam onu üçüncü defa kırmıştı. Ruyasında bile üzmüştü. Gece daha erkendi. Kendini uykunun kollarına bıraktı ne zaman sonra, adamın şaka yapamayacağı günleri düşündü.
Sabahın müziği: Ayten Alpman - Son Bir Defa.
0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home