Cuma, Ekim 06, 2006

Mascha...


Bu fotoğraf, Mascha'ya ait. Hayatımda sevimli bulduğum ilk kedi. Fotoğrafının çekilmesi için ısrar eder gibi salınıp durdu etrafımda tüm gece boyunca. Biraz kilolu ! ( 9- 10 kilo civarındaymış) bir kız olduğu için hareketleri yavaş ve bu görünüm, ona sevimlilik katıyor. Diyet mamalarla 1 kilo vermiş bile pek farkedilmesede. Aslında Kıbrıs tan getirilmiş ama onu büyüten Rus hanımın yanında bir Rus ismi almış. 6 yıldır beraberler ve anne kızdan farkları yok. O kadar insancıl ki, kimseden çekinmiyor, onu umursamıyor gibi görünmeme rağmen yakınlığını hissettirmekte ısrarlı. Sanırım bir dahaki arkadaş ziyaretimde, kendisini kucağıma almayı deneyeceğim, deneyebilirim.

Rusya ya ve Ruslara karşı ilgimin arttığı son yıllarda , 6 Rus kız arkadaşın olduğu bir ortamda olmak, tesadüf oldu doğrusu ve iyi geldi. 2 Türk olmamıza rağmen, kendimizi hiç de yanlız hissetmedik, çünkü hepsi gayet iyi Türkçe konuşabiliyorlar. Kültürümüzü, davranışlarımızı, kendine has kelimelerimizi öğrenmişler, “Allah korusun” “herşeyde bir hayır vardır”diyebiliyorlar doğal olarak mesela. Kendi aralarında konuşurlarken bile Türkçe kelimeler araya mutlaka sıkışıyor, kendi dillerinde sürekli konuşabilmeyi unutmuş gibiler. İçlerinden birinin çocuğu, sadece Türkçe konuşuyor, Rusca yı da öğrenmesinin gerekliliği konusunda kararsız gibi. Denize ve güneşe alışmışlar ve Tr de yaşıyor olmaktan çok mutlular, zaman zaman bazı sıkıntılar çektikleri halde. Evlerinden çok uzaktalar, yaşam tarzlarını değiştirmişler ve buraları benimsemişler. Ailelerinin, onları kapitalist olarak değerlendiriyor ve eleştiriyor olmasına göğüs geriyorlar. Tüm sebebi, mutlu oldukları için sanırım. İş imkanlarının, daha iyi orada daha iyileştiğini söylüyorlar – zira hepsi çok iyi kariyer ve tecrübe birikimine sahipler- , ancak -30 C derecede yaşamanın daha zor göründüğünde hemfikir bu başarılı ve güçlü kadınlar. Ülkelerine farklı bir gözle, tarafsız bakabiliyorlar anlattıklarına göre.

Özlüyorlar oraları, insanlarını, müziklerini. Biri, uydu kanalından yüzlerce radyo arasından, genç kızlığındaki şarkıları çalan radyoyu arıyor. Bulduğunda gözleri parlayarak, çığlık atıyor, hep birlikte dinliyoruz.Çocuklukta yedikleri yemekleri hazırlıyorlar bizim de tatmamız için. Beğeni alınca tebessüm oluşuyor bembeyaz yüzlerinde, çok içtenler, giderken yanımızda bir dilim daha kek götürmemizi istiyorlar ısrarla. “Siz biz” kelimelerini kolayca kaldırıyorlar sohbetlerde. Okuyup araştırdığım bilgilerdeki tanımlara pek uymuyorlar, belki de Tr de geçirdikleri yıllar, onları değiştirdi. Cesaretleri ve çabaları övgüye değer bu ikinci hayatlarında.Bembeyaz bir sayfaya, sıfırdan yazmaya başlamak, kilometreleri geride bırakıp, yeni bir hayata merhaba demek kolay olmasa gerek. Sebebi, mutlu olabilmek içinse, bunu göze almaya değer belki de.

2 Comments:

Blogger anyone said...

bence büyük bir iş başarmışlar.

herşeyden önce çoğunluğun kendileri hakkındaki önyargılarına göğüs germiş ve sonra iyi bir hayat, iyi bir kariyer elde etmiş olmaları takdire değer. şahsen ben bir rusla karşılaştığımda objektif olmayı başarabileceğimden emin değilim. cinsiyetçi yaklaşımlar bir yana sonradan görme olduklarına dair söylentiler bu şekilde düşündürüyor. erkek milleti işte.

mascha'ya gelince; yerinizde olsam onun için "kilolu bir kız" demezdim. sözkonusu olan kadınlar ve kilolar olduğunda kelimelerimizi özenle seçmek gerektiğini bir kadın olarak benden daha iyi biliyor olmalısınız. bence bir dahaki sefere dikkatli yaklaşın kendisine. zaten fotoğrafta da pek muhabbetle bakmadığı rahatlıkla anlaşılıyor.

saygılar.

8/10/06 20:27  
Blogger deepness said...

Anyone; hava yağmurlu ve kapalı, güneş ortalardan kayboldu, insanın ruhu sıkılıyor, biraz relax olmaya çalışmakta fayda var bana göre. Gerçi sonbahar, işte tam da bu demek, insanı nasıl da etkiliyor değil mi?

selamlar.

14/10/06 13:59  

Yorum Gönder

<< Home