Şans.
Sıcacık ofise, aralı duran kapıdan giriveren kediyi sandalyenin dibinde kıvrılıp keyifli bir uykuya hazırlanırken yakaladım. Kalkıp yavaşça uyardım kendisini ve geldiği yere gitmesini söyledim. Üzgünüm ama burada kalamazdı. Beni, kendimle başbaşa bırakmalıydı. Öyle ya, iyice gömülmüş ve huzurla dolaşıyorken özlemlerimin içinde, birden beni dünyanın gerçeklerine döndürüp, uykumdan uyandırabilirdi. Tüm engelleri kaldırmalı, en azından dondurmalıyım. ( Akmayan bir zaman kesiti gibi...) Canlı cansız, soyut ve somut, hepsi devredışı olmalılar.
Derinlerine inmesi, fazla zaman almayan bir şehri özlüyorum o esnada. Soğuk bir günde daha anlaşılır bir şehrin özlenmeye layık olup olmadığı. Bir şans daha. Kendini anlatması, yanımda çıplak kalabilmesi için. Yaz gününde daha kolay olurdu bu savunuş. Kolayca avucuna alıverir insanı. Kışın boş sokaklarında, ıssız sokak lambalarında işi daha zor. Hele geceleri. Kaçmak için bahane bulmaya bile lüzum yoktur. Kış, bir fırsat sunar şehre, diğerlerinden farkını ayırabilmek için. Sıcak, kalabalık bir kaç kahvehane, bir lokanta dolaş. Kalabalığa karış. Kestane şekerini bir de burda ye, esas yerinde. Kutsal hisset sokakları yürürken, içinde oluşuveren huşu ile gülümse çocuklara. Kandil günü yolunu iple keserler, sen ne olduğunu anlamadan. Akşam erkenden çökerken, pencereler aydınlanır bir bir.
O şehrin yaşayanlarına sormak yeterli değildir, yanlızca bir kaç saat süreceğini düşünürler bu güzelliğin. Geçici bir heves gibidir. Bir süre tadını alır, sonra alışır, kanıksamaya başlarsın. Alışmamak için bir kaç saatte olup bitmeli herşey. Bir fransız öpücüğü gibi, savunmasızca kendini bırakıp, aniden vazgeçmek gibi. Oysa bir kaç saat ne uzundur bazen. Kaç dakika süreceğine ben karar vereceğim bu kez o saatlerin. Sadece bir kaç saat zaman tanı. Bir elma şekerini bile bir kaç saatte yiyebilirsin mesela. Dışı çok sert ama saydam, kırmızı bir şekerle kaplıdır. Isırmaya çalıştığında oluşan çatlakları görebilirsin. Güzeldir. İçindeki elmanın cinsi ne olursa olsun, dışındaki şekeri yedikten sonra asla tad alamazsın. Çelişkidir. Elinde ince tahta çubuk kalır, atmamak istersin. Hayalkırıklığı ile sona eren, çocukça bir zaman dilimidir.Ağzında bıraktığı lezzete bırakırsın kendini. İşte bu yüzden o şehri özlersin.
Derinlerine inmesi, fazla zaman almayan bir şehri özlüyorum o esnada. Soğuk bir günde daha anlaşılır bir şehrin özlenmeye layık olup olmadığı. Bir şans daha. Kendini anlatması, yanımda çıplak kalabilmesi için. Yaz gününde daha kolay olurdu bu savunuş. Kolayca avucuna alıverir insanı. Kışın boş sokaklarında, ıssız sokak lambalarında işi daha zor. Hele geceleri. Kaçmak için bahane bulmaya bile lüzum yoktur. Kış, bir fırsat sunar şehre, diğerlerinden farkını ayırabilmek için. Sıcak, kalabalık bir kaç kahvehane, bir lokanta dolaş. Kalabalığa karış. Kestane şekerini bir de burda ye, esas yerinde. Kutsal hisset sokakları yürürken, içinde oluşuveren huşu ile gülümse çocuklara. Kandil günü yolunu iple keserler, sen ne olduğunu anlamadan. Akşam erkenden çökerken, pencereler aydınlanır bir bir.
O şehrin yaşayanlarına sormak yeterli değildir, yanlızca bir kaç saat süreceğini düşünürler bu güzelliğin. Geçici bir heves gibidir. Bir süre tadını alır, sonra alışır, kanıksamaya başlarsın. Alışmamak için bir kaç saatte olup bitmeli herşey. Bir fransız öpücüğü gibi, savunmasızca kendini bırakıp, aniden vazgeçmek gibi. Oysa bir kaç saat ne uzundur bazen. Kaç dakika süreceğine ben karar vereceğim bu kez o saatlerin. Sadece bir kaç saat zaman tanı. Bir elma şekerini bile bir kaç saatte yiyebilirsin mesela. Dışı çok sert ama saydam, kırmızı bir şekerle kaplıdır. Isırmaya çalıştığında oluşan çatlakları görebilirsin. Güzeldir. İçindeki elmanın cinsi ne olursa olsun, dışındaki şekeri yedikten sonra asla tad alamazsın. Çelişkidir. Elinde ince tahta çubuk kalır, atmamak istersin. Hayalkırıklığı ile sona eren, çocukça bir zaman dilimidir.Ağzında bıraktığı lezzete bırakırsın kendini. İşte bu yüzden o şehri özlersin.
1 Comments:
özlem diyorsun,şans diyorsun,sıcak diyor,kahvehane diyorsun,acı diyorsun,şiir yazıyorsun,insanı ihmal ediyorsun. umursamıyorsun,boşuna diyorsun.süsleme öyleyse kelimeleri.neyse derdin sadede gel"Gönül çalamazsan aşkın sazını/
Ne perdeye dokun, ne sazı incit/
Eğer çekemezsen gülün nazını/
Ne dikene dokun, ne gülü incit..."buda yüce kişiliğiniz karşısında değerimizi bulduğumuz naçizane bir alıntı olsun .
Yorum Gönder
<< Home