Cesaret.
Yaşamın çizgileri, dümdüz olmalıdır, ip gibi, kesintisiz, düzenli. Her bir çizginin üzerinde zaman zaman yürümeli ve daha ileriye uzamalı o çizgiler. Hepsinin aynı oranda düzgün durması gerekir ve bu sayede, denge denilen baş derdi, halledilmiş olur ve yola daha güvenle devam edilebilinir. Hepsi ayrı zamanlarda başlatılan bu çizgilerden bazılarını koparmak gerektiği gerçeği bir gün ortaya çıkıverir. Soruların çoğalması ve cevapsız kalışlarının bir sebebi olsa gerek. Eskiden olanların, yenilerde niye oldurulmadığının sebebini bulmak için bir de. Bu pek çok çizginin başladığı noktadan yeni ipler uzatmak, yeni başlangıçlar yapmak gerekiyor. Durdurulan çizgilerin bir müddet acı çığlıkları duyulabilir, isyan rüzgarları esebilir, irade zorlanır, ama sonlanan bazı çizgiler, er geç kuruyup gideceklerdir. Eksilen çizgilerin, soyut ve somut olarak kanattığı yaraların kapanması, izlerin kuruması, belki de bir pürüzsüz bir bütünlüğü ortaya çıkaracaktır. Eksilenlerle, bir yokluk değil, bir tamlık keşfedilebilir. Boşluklarla bir doluluğun farkına varılabilir. Gerçek benlik, bütün rollerin arkasına sinmiş benliğin önüne geçip, sinmiş yanlarla daha da parlayacaktır belki. Kaybedilenler ve silinenlerle; kendine ulaşma sıkıntısı, yorgunluğu, yeniliği, telaşı başgösterir. Bir de şu var ki, tümden sildiğinde duyacağın cevap, tüm azametiyle; bu sahte ve boş dünyada ne için, niye bütün bu arbede? olabilir.
Ya bu hayata esir olup, rollerle, parçalana parçalana, şuursuz ancak sütliman yaşam;
ya da,
kendi sınırlarında, yarım kalan mücadelene, biriktire biriktire, döke toplaya, kaldığın yerden, kendin olarak başlamak.
Ya bu hayata esir olup, rollerle, parçalana parçalana, şuursuz ancak sütliman yaşam;
ya da,
kendi sınırlarında, yarım kalan mücadelene, biriktire biriktire, döke toplaya, kaldığın yerden, kendin olarak başlamak.
0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home