Cumartesi, Ocak 06, 2007

Baba ve Piç.

“Uyanalı iki saati geçmişti ama Asya Kazancı hala kaz tüyü yorganının altında, yatakta miskin miskin yatıyor, ancak İstanbul'un üretebileceği sesleri dinlerken, zihninde Şahsi Nihilizm Manifestosunu oluşturuyordu. Birinci Madde: Yaşadığın hayatı sevmek için bir sebep bulamıyorsan yaşadığın hayatı seviyormuş gibi yapma.” Sayfa 133, Baba ve Piç, Elif Şafak

Çok mantıklı, akıllıca olduğundan, biz sahte insanların uygulamakta zorlanacağı bir kural... Neyse, yedi madde daha var kitapta.

Hiç kullanmadığım bir kelimenin ad olarak seçildiği bu roman, yaşamın çok gerçekçi bir özeti gibi. Gizemler, ilişkiler, yalanlar, gerçekler, korkular, iç sesler, kaba gürültüler, cesaret, acı, yok gibi görünenin varlığı, geçmişin ve gelecek kaygısının erittiği insanlar, kirler, iğrençlikler, içerinin dışarıyı değil, dışarının içeriyi etkilediği inancı, nihayetinde kadınlar ve erkekler.

Çok farklı detayların, ince noktalarda biraraya gelerek oluşturduğu mükemmel bir kurgu, çıkardığı zihinsel yolculuğu, apaçık elle tutulur hale getirmiş ve dörtnala bir heyecan yaşatarak, kalıcılığını sağlamlaştırıyor fikirlerde. Kelimeleri bereketli, çok biz, çok gerçek.

Kitabı, birtakım iddialardan dolayı yargıya intikal ettiği dönemlerde, önyargısız biçimde okumak için bugünlere bıraktım ve kısa zamanda soluksuz okuyarak bitirdim. İçeriğinde bahsedilen birtakım konularda yorumlar yapabilmek için, tüm kaynakları çok iyi araştırmış ve okumuş olmak gerek. Buna rağmen edebi anlamda verdiği keyif sebebiyle, daha önceden boğucu geldiğinden bir kenara bıraktığım Araf ’ı da, bir gayretle okuyup bitirmek isteği oluşturuyor.

2 Comments:

Anonymous Adsız said...

tam zamanını hatırlamıyorum ama net vakti; kadıköy'de bir kasabın dışarıya taşan cnntürk ekranında beraat ettiğini okuduğum gün. yağmurluydu hatta. her zamanki kitapçımın 50 m berisindeki korsandan yarı fiyatına aldım. pek çok okunmaya hazır ve nazır kitap gibi bekliyor o da. bu yazı okunmasını hızlandıracak sanırım.
girşteki vurucu cümleye gelince. hakikaten vurdu. şöyle bir irkildim.
benim bir sebebim olmasına rağmen yine de sahte hissediyorum kendimi. miş mışçılardanım zira. öyle işte.

6/1/07 18:15  
Blogger DeLiCeVaT said...

bence edebi olarak çok da başarılı bir kitap değildi, şafakın eski kitaplarıyla karşılaştırdığımda ama sorgulattığı şeyler ezberimizi bozduğu için çok ses getirdi. malum, biz resmi tarih dışında birşeyler okuduğumuzda irkiliriz, gerçek olmasından korkarız milletçe:) neyse, kitabın benim için anlamı bir iş mülakatı sırasında, elif şafağı savunurken adı bende gizli bir bankanın denetim kurulu başkanıyla tartışmamıza neden olması ve "biz sizi ararızla" sonuçlanmasıydı.

7/1/07 05:58  

Yorum Gönder

<< Home