Perşembe, Mart 01, 2007

Rise & Fall...

Günlerdir kendimi kontrol ederek, kasarak, tutarak olayların yoluna girmesini beklemeye çalışırken, az önce, severek aldığım ve giymeye kıyamadığım bir kazağın yıkarken, saçma sapan bir şekilde rengini atmasıyla, beklediğim bahaneyi buldum, gözyaşlarımı bırakıverdim enginine ve ardından bütün hal ve gidişimin nihayetlenmesine sebep olmasıyla, durum raporu çıkarmam gerektiğini anladım.

Geçirdiğim sağlık operasyonunun yüzde elli başarıyla neticelenmesi (Bakınız eski postlardan.), ofisteki işlerin tüm zamanlardan daha da çılgınca yoğunlaşması, aldığım kararlardan dönmemek için yaptığım iç kavgalarımın tavana vurması vs vs...Ben çevremdeki kimse için aklımdan kötü bir şey geçirmiyorum, milletin iyiliğini istiyorum, derdim yok. Yok, ama olmaz, bugün birilerini hakkımda bir takım yorumlarda bulundu zannımca, göze geldi bir şekilde, diyip geçiyorum.

Geçen hafta kalbimin yaşadığı heyecan endişe umutsuzca kendini salıverişin benzerini en son yani yaklaşık on bir ay öncesinde yaşadım sanırım. Sağlık işleri şakaya ve riske gelmez muhtemelen, yarı kör yarı bilerek bu işlere karar veriliyor bazen, doktorlarla tartışacak bilgiye de sahip olunmadığına göre, hastaneye giden sonuçlarına razı olmuş demektir.

Bir süre köşemde, ne etliye ne de sütlüye dokunmadan sakince oturmak istiyorum. Çok yoruldum, çok gerildim, dinlenmem gereken dönemde dinlenemedim. Hala bir takım projeler, hedefler var yapılacaklar listesinde. Aslında ben onları 31 aralık gecesi de yazmadım bir kenara, ama kısmet gerçekleşecekler için. Zaten kadir in ağaç evleri de yanmış, kül olmuş. Ne bileyim, ertelemek mi iyi, ertelememek mi? Diğer taraftan ben öğrenemedim hala zaten, hangi köprüyü kurup hangisini yıkacağımı.


Ayla Dikmen – Yanan Mum.

Ertesi gün gelişmesi : Toplantı sebebiyle dün ve bugün gördüğüm bir arkadaşa, anlatmaya ihtiyacım olmadığı ve bu tür şeyleri iş arkadaşlarıyla paylaşmak tarzım olmadığı halde, tüm gün için onun yanına oturdum bugün ve konuyu birden anlatasım geldi. Şaşırtıcı cevap da o anda geldi ve kendisinin nazarının cidden değdiğini ve dün bendeki kazakla çantanın çok uyduğunu düşündüğünü ve beğendiğini söyledi. Bir kaç kişide daha gerçekleşmiş benzeri durum, ancak onlara kendinden bahsetmemiş. benim de bunu kimseye anlatmayıp, direk onunla paylaştığım için, o da bu konuda içini döküverdi. Garip bir durum, doğaüstü bir olay mı denir ya da üzerinde düşünülüp araştırılır mı bilmem artık.

2 Comments:

Blogger Mert said...

cok gecmis olsun, umarim yakin zamanda sagligina kavusursun. Bu arada nazar hikayesi ilgincmis bazen oluyor gercekten oyle...

5/3/07 22:04  
Blogger deepness said...

Teşekkürler Mert, iyi dileklerin için. İlginç olan neydi biliyor musun, benim bu olayı gidip ona anlatmamdı bence. Bugüne kadar hiç sesini çıkarmamış, ama bu kez itiraf etmek zorunda kaldı. Onun için de zor olsa gerek bu durum.

6/3/07 18:28  

Yorum Gönder

<< Home