O'nsuz Yeni.
Başsağlığı dileyen ve acımı paylaşan tüm arkadaşlara, Abi' ye sonsuz teşekkürler. Eksik olmayın, kelimelerinizle yanımda oldunuz.
Hayatın devam ettiğini, dehşet içinde görüyorum. Uzak kalabilmeme izin vermiyor, beni de içine çekmek istiyor. Pek çok yeni olay varken hayatımda, ben eskiyi devam ettirmek için direniyorum. Bazen de hiç bir yere sığamadığım zamanlar oluyor. Bir çok düşünce tarzının, zihnimde canlanıp, dal budak salıp, sonra çürüyü gittiği zamanlar. Biri kuruyor, biri yeşeriyor. Bazen de iki sahne birden gözümün önünde yaşanıyor. Biri, eskiye dair hatırladığım güzel anlar, olaylar; öbürü, gerçek zamanda içinde bulunduğum mekanlar ve insanlara dair olaylar. Uzaklaşmak, unutmak imkansız. Zaten insanoğlunun unutma becerisinden nefret ediyorum. Çünkü ben bu acıyı, aynı coşkuyla içimde yaşamak istiyorum. Bu acı, bunu fazlasıyla hakediyor. Artık; açılmayan bir telefon, odaları beyaz örtülerle kaplı odalar, çiçekleri ağaçları sulanmamış, yaprakları dökülmüş bir bahçe ve daha neler neler... Her gelişimde, gülen bir yüzle, neşeyle açılan bir kapı vardı. Artık yok.
Havalar iyice soğudu bizim oralarda.
Anneciğim; üşümüyorsun değil mi?
Hayatın devam ettiğini, dehşet içinde görüyorum. Uzak kalabilmeme izin vermiyor, beni de içine çekmek istiyor. Pek çok yeni olay varken hayatımda, ben eskiyi devam ettirmek için direniyorum. Bazen de hiç bir yere sığamadığım zamanlar oluyor. Bir çok düşünce tarzının, zihnimde canlanıp, dal budak salıp, sonra çürüyü gittiği zamanlar. Biri kuruyor, biri yeşeriyor. Bazen de iki sahne birden gözümün önünde yaşanıyor. Biri, eskiye dair hatırladığım güzel anlar, olaylar; öbürü, gerçek zamanda içinde bulunduğum mekanlar ve insanlara dair olaylar. Uzaklaşmak, unutmak imkansız. Zaten insanoğlunun unutma becerisinden nefret ediyorum. Çünkü ben bu acıyı, aynı coşkuyla içimde yaşamak istiyorum. Bu acı, bunu fazlasıyla hakediyor. Artık; açılmayan bir telefon, odaları beyaz örtülerle kaplı odalar, çiçekleri ağaçları sulanmamış, yaprakları dökülmüş bir bahçe ve daha neler neler... Her gelişimde, gülen bir yüzle, neşeyle açılan bir kapı vardı. Artık yok.
Havalar iyice soğudu bizim oralarda.
Anneciğim; üşümüyorsun değil mi?
5 Comments:
Hani derler ya,insan sevdiği birini kaybettiğinde, içinde kırk mum yanmaya başlarmış,bu kırk mumun her gün biri söner,ama bir tanesi hiç sönmeksizin sonsuza dek içimizde yanmaya devam edermiş..Elbette acınız çok büyük ve çok gerçek..Elbette kim ne söylerse söylesin ,sevilenin kaybına avuntu bulmak neredeyse imkansız..Ama acıyı yaşarken ona tümüyle teslim olmayın olur mu..Sevgiler
Aslında hiç birşey unutulmuyor.Güzel şeyler hep içimizde.Birgün tekrar karşımıza çıkacak ümidiyle yaşıyoruz.
Kötülükleri unutmaya çalışıyoruz ama onlarda unutulmuyor.
Başınız sağolsun.
basiniz sagolsun.. :/
Giderek azalacak acınız, zamanla birlikte. Ama bitmeyecek hiç, bir ukte gibi kalacak hep bir parçası. Merak etmeyin, anneciğiniz üşümüyor, üzülmüyor, sıkılmıyor... O artık tüm insanî arzuların, hislerin, düşüncelerin çok ötesinde. Çok yüce bir yerde. Tanrı'nın kucağında. Özüne döndü tüm hayatın.
Şimdi sizinle konuşabilseydi; "yas tutmayı bırakıp, hayatınızı olabildiğince iyi yaşamaya devam etmenizi" söylerdi.
Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış,
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış,
Eski şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde,
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin selviler altında yatan kabrinde,
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
Yahya Kemal Beyatlı
Yorum Gönder
<< Home