aynı karanlıkta olman gerek...
Güneyde değişen ve yeni bir şey yok. Yaz hala sürmekte ve son sıcakları yaşıyor olmayı ümit ediyoruz. Sonbaharı umutsuz bir yolculukla arayanlar bir süre daha bekleyecekler ki, depresif ruhları biraz doysun, melankolik sabahlara ılık bir atmosfer hazırlasın.
Yitirdiklerini rüyasında görenler şanslıdır elbette diye bir avuntu da uydurabilir insan kendine. Veya yeni bir şeylere olan uzaklık ve umarsızlık, her yanını sarabilir. Kendini değiştirmemekle de suçlandığımız olur, üstesinden gelebilmek gücünü elinde bulundurman yeterli değildir oysa.
Yaşadığım yerle bir miktar derdim olsa da, bazen bana yakın geldiğini kabul etmek zorundayım. İnsanların günü nasıl geçirdikleri umrumda değil, belki bana kızabilirsin ama ben kimseye beni umursamadıkları için kızmıyorum, mümkünse böyle dewam etsinler. Rol yapmaktan yoruldukları günü heyecanla bekliyorum diğer taraftan.
Bir fincan kahveyi bitiriyorum tek başıma ve her şeyi unutuyorum bir süreliğine. Damarlarıma yayılan aynı huzuru ve keyfi, bir insandan hissedemeyeceğimi hatırlatıyor bana bu sıvı. Bir insanın bu kadar kifayetsiz olabileceğini düşündürmek, epey bir mücadele sonrasında edinilen bir fikir olmalı. Taraftarı olmadığım bir metod olan ve en iğrenç kelimelerin bir arada kullanıldığı edebiyat türü olan küfürlerin bile bu mevzu üzerinde istediğim anlamı veremeyeceğini düşünüyorum.
İncinmek, insani niteliklerin kötü olanlarından mıdır? İncinmeyen ve yaşadıklarına karşı metal bir kılıfla yaklaşan insanları takdirle mi karşılamamız gerekir? Belki de onların bu göreceli başarıları, onlara ne kazandırdığı da meçhul. Asıl yetkinlik, incinerek ve hayatla mücadele ederek bu zihin kaosunu, temize çıkarabilmek bana göre.
(Sanki yazmam gerekenler bitmedi ve daha da fazla, başka konulara aitler...)
Bir beynin, bir kadın veya bir erkek oluşunun fark arz etmediği bir daire çiziyorum. Oraya gelmek isteyenleri ve girebilecekleri ödüllendireceğim.
Yitirdiklerini rüyasında görenler şanslıdır elbette diye bir avuntu da uydurabilir insan kendine. Veya yeni bir şeylere olan uzaklık ve umarsızlık, her yanını sarabilir. Kendini değiştirmemekle de suçlandığımız olur, üstesinden gelebilmek gücünü elinde bulundurman yeterli değildir oysa.
Yaşadığım yerle bir miktar derdim olsa da, bazen bana yakın geldiğini kabul etmek zorundayım. İnsanların günü nasıl geçirdikleri umrumda değil, belki bana kızabilirsin ama ben kimseye beni umursamadıkları için kızmıyorum, mümkünse böyle dewam etsinler. Rol yapmaktan yoruldukları günü heyecanla bekliyorum diğer taraftan.
Bir fincan kahveyi bitiriyorum tek başıma ve her şeyi unutuyorum bir süreliğine. Damarlarıma yayılan aynı huzuru ve keyfi, bir insandan hissedemeyeceğimi hatırlatıyor bana bu sıvı. Bir insanın bu kadar kifayetsiz olabileceğini düşündürmek, epey bir mücadele sonrasında edinilen bir fikir olmalı. Taraftarı olmadığım bir metod olan ve en iğrenç kelimelerin bir arada kullanıldığı edebiyat türü olan küfürlerin bile bu mevzu üzerinde istediğim anlamı veremeyeceğini düşünüyorum.
İncinmek, insani niteliklerin kötü olanlarından mıdır? İncinmeyen ve yaşadıklarına karşı metal bir kılıfla yaklaşan insanları takdirle mi karşılamamız gerekir? Belki de onların bu göreceli başarıları, onlara ne kazandırdığı da meçhul. Asıl yetkinlik, incinerek ve hayatla mücadele ederek bu zihin kaosunu, temize çıkarabilmek bana göre.
(Sanki yazmam gerekenler bitmedi ve daha da fazla, başka konulara aitler...)
Bir beynin, bir kadın veya bir erkek oluşunun fark arz etmediği bir daire çiziyorum. Oraya gelmek isteyenleri ve girebilecekleri ödüllendireceğim.
2 Comments:
isterdim elbette ama başaramayacağımı biliyorum...
çok acımasız bir özeleştiri olmadı mı Abi...
Yorum Gönder
<< Home