Salı, Haziran 27, 2006

Gereği Düşünüldü...

İşle ilgili sorumluluklar dolayısıyla son zamanlarda, avukatlar ve mahkemelerle haşır neşir olsam da, mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışıyorum. Tuhaf, karışık, yabancı bir yakınlık, yüzü buruşturan bir ruh hali kaplıyor insanı. Akşamın ilerleyen saatlerinde, spor salonunda kavuşacağım huzur ve sukuneti hayal ederek, bir an evvel olup bitmesini bekliyorum. Koridorda oturacak yer olmadığından ayakta bekliyoruz avukatla. On, on beş kadar insan, gözlerini birbirlerinin yüzünden alamadığı halde, bir gayretle kaçırarak, dakikaları doldurmaya çalışıyor. Bina, sanki eskiden otelmiş de, sonradan adliye haline getirilivermiş izlenimi veriyor. Girişte geniş bir salon ve iki tarafa uzanan koridorlarda sağlı sollu minik odalar çeşitli uzmanlık konularına bölünmüş, avukat odası, asliye hukuk kalemi, tapu kadastro hâkimi vs. yazıyor kapıların üstünde derme çatma tabelalarda. Hâkimin odasını belirten tabelanın altında, aynı ifade bir de a4 kâğıdına bilgisayardan çıktı alınarak yazılmış ve öylece duruyor pekiştirmek ister gibi. Avukat odasının kapısı yerinden sökülmüş, yan taraftaki duvara dayalı, kullanım dışı. Mübaşirin takım elbisesi olması lazımdı, ama bu adam hiç mübaşir tipine uymuyor. Otuzlu yaşlarda, oradan oraya koşturup duruyor, avukatlarla şakalaşıyor, “benim dosyamı üste koy” diyen avukata hallederiz gibisinden gülümseyiş fırlatıyor.
Hâkim, 4 dakika boyunca sürecek sigara molası vermeye karar veriyor. Yüzler asılıyor, herkes bir tarafa dağılıyor. Zorunlu bir çay molasına biz de dâhil oluyoruz. Avukatın biri cübbesinin yakasını dik durması gerekirken, omzuna doğru kıvırmış. Kirlenmiş yaka, olduğu gibi görünüyor, dehşetle fark ediyorum o sırada. Bunun bir kıdem göstergesi ve yıllarını burada harcamış olduğunun ifadesi olduğunu söylüyor, yanımdaki meslektaşı. Halbuki otuz yaşın altında gösteriyor.. Kimilerinin bunu özellikle yaptığını anlatıyor, ancak temizletilmeye ihtiyacı olduğunu da ilave ediyor. Bir başkası sıcak havadan dolayı, cübbesinin eteklerini savuruyor, Neovari olmasa da, oluşan hava akımı, ona kısa süreliğine iyi geliyor. Çaycının çırağı, boşları toplamaya geliyor. Bluejeanli bir genç, keyifsiz, üzerindeki siyah cübbenin hakkını veremeden, koridoru arşınlıyor, yeni mezun tadında.
Kalem denilen odalardaki memurlar, günün yoğunluğuna kaptırmışken, arada sohbet etmeyi de ihmal etmiyorlar..
-Emine Ün’le evlenen çocuk kimdi? İşte o oynuyor. Üç tane kızı var. Aynı evde yaşayacaklarmış.
-Ne seyredeceğimizi şaşırdık valla. Misafir vardı zaten.
-Abla bu etek nasıl durmuş? On milyona aldım dün akşam.
-Sen gene mi tanıksın? Bir dahakine telefon etsek sana, tebligat çıkarmayalım boşuna.
Saat 12:00 oluyor, memurlardan biri acele çıkıyor çantasını omzuna takıp. Hakim hızlandırıyor işleri.
-Kopyala alt sayfaya, ssk tarafını çıkart, o yok. Tanıklarınız gelmemiş.
-Tanıklarımızı gelecek duruşmaya hazır edelim mi efendim?
-Hazır etmeyelim, işyerinden ayrılmışlar. Yazalım lütfen, gereği düşünüldü. Mahkemenin bilir kişi incelemesine bırakılmasına...

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home