Salı, Ekim 19, 2010

Ölürsen...

Ölüm, zihnimin içinde dolanıp dururken, hayatımı bir yerlerinden tutmaya çalışıyor, yüzleşiyoruz bazen. Nefes alan bu bedenin, bir ceset haline dönüşecek olması, az öncesinde neleri hissedecek oluşum, beni meraklandırmıyor. Hem ölecek olmam sadece beni ilgilendirirdi. Diğer herkes; uyumaya, yemek yemeye ve sevişmeye devam edeceklerdi.

Öldüğünde, yapmak için bir şansın olmayacak şeyleri hatırlarsın herhalde. Şimdi şansım varken de yapmıyorum ve hatırlıyorum üstelik. Sanırım ölünce değişen bir şey olmayacak. Birkaç güzel sebep bulurum muhtemelen o tarafta sevinecek. Birileri de bu tarafta, bunun için, üzülecek.

Yaşamışsındır kendi çapında, barındırdıkların içinde, biriktirdiklerin çevrendedir. Perdeleri kapatıyor olman, gizlendiğin anlamına gelmez asla. Gitmen gerekiyorsa gitmelisin bence.

Öleceğini bilen birinin gözlerine bakmak nasıl bir histir… Bu, ölmekten daha zor olsa gerek. Ne anlatabilirsin ki. Neyi sığdırabilirsin? Kahrolası birkaç gün daha yaşayabilecek olmayı istemekten başka… fark etmez üstelik bir şey yapıp yapmıyor olduğun o anda. Şanslıysan uyursun, hepsi bu.

Korkularına ve endişelerine son verilir böylece. Bak bu iyi bir şey. Düşünmek zorunda kalmayacaksın. İyi. Varsa orada bir şeyler, onları yaşarsın artık. Uyanmak yok. Bana kalsa uyumak diye bir şey yeryüzünde de olmasaydı, iki katı süre yaşama heveslisi insanlar, memnun kalırlardı.

Ölünce, geri dönüş yok. Gece yatmadan önce, dişlerini fırçaladıktan sonra artık bir şey yiyemeyeceğin gibi. Yapacak bir eylem kalmıyor ölünce.

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home