Perşembe, Eylül 29, 2011

Bir Zamanlar Anadolu'da













Eve geldim, pencereleri açtım, havada filmin tadını almaya dewam etmek istiyordum. Şehrin karmaşası, kapıya gelene kadar zihnimi ele geçirmek için didikledi durdu kulaklarımdan, gözlerimden. Biraz süt iyi gelirdi. Gece olmuştu bu arada ve yüzler, gözlerimin önünden geçip gidiyordu durmaksızın. Bir NBC filminde elbette yüzler ve gözler başrolde olurdu. Bir Zamanlar Anadolu’da, bu prensibi bozmadı. Filmin bu şehirde de gösterime girdiğini fark edince inanamadım, heyecanlandım. Ödül aldıgını duyup, ardından kimbilir ne zaman diye düşünmedim değildi.

Üç saat boyunca bir sinema şöleni olacağını elbette biliyordum ve öyle oldu da. Her sahnede bir bitecek mi kaygısı, kelimeleri kaçırmama çabası, tüm yüzleri aynı anda algılayabilme endişeleri aynı zamanda atmosferden uzaklaşıp, muhteşem bir doyuma da ulaştırıyordu beynimi. NBC ritüellerini fark etmemek imkansız, alışıldık öğeler mevcut ancak hikaye, çekimler roller hepsi incelikli. Film müziklerini severim, ama müziksiz bir film yapmak da çok özel bir yetenek ve beni, kendi müziğimle baş başa bırakıyor.

Oyuncu seçimleri etkileyici, beklendiği gibi doğal. Belki biraz daha fazla yöre insanı olsaydı, daha rahatlatıcı olurdu. Zaten bir oyuncu var ki, başarılı bir karakter sergilemesine rağmen, yine de sahte anlarını görmezden gelemedim ve zaman zaman filmden sıyrılmama sebep oldu.

Anadolu, erkek egemen bir toprak (sanki). Kadınlar, evlerde, duvarların ardında, iş güçle sürekli meşgul bırakılan insanlar. Karnı doyan erkeğin aklına, kadın geliyor nedense. Kadına bakıyor erkekler, gözleriyle bile o şiddeti hissettiriyor. Filmde bunu hissetmek mümkün, belki güzel yanıyla. Ama yalan değil şimdi gidin bir Anadolu kasabasına, değil hissetmek, buram buram yaşayabilir bir kadın bunu ve ne demek istediğimi anlayabilir. Bu ne zaman yokolur, ezilir, bilmek çok güç hem de çok güç. Acıtan bir şey bu ve çok gerçek ne yazık ki. Bu ülkede kadın olmanın zor gerçeği. Bu farklı bir mevzu olmasına rağmen, arkada bırakamadım.

Hep hüzne, derinlere gömülmüşken, birden müstehzi bakışlar, hınzır gülümsemelerle uçurumdan atıyor insanı bu film, şaşırtıcı idi, fakat kabullendim.

Filmde her şey çok gerçek, düpedüz kamera önüne taşınmış. Tam bizden, tam bir Türk insanı. Rahatsız eden hiçbir öğe yok, belki de bu yüzden kavrıyor, içimizin kıyısında bir yerlerdeki tarafımızdan bizi tutup, kendi içine çeken bir film olmuş.

Detaylar muhteşem, bu konuda yazılacak çok unsur var fakat izlenmesi için yazmamak gerek. Bu tür filmleri çoğunluğun tercih etmediğini ve ilgilenmediğini, bir işkence gibi geldiğini biliyorum, zira salonda on beş izleyiciden fazlası yoktu ve bu yuzden önceki yıllarda bu filmler gösterime bile girmiyorlardı. Bu özel filmleri mümkünse yalnız izleyin veya tercihinden emin oldugunuz insanlarla filmin başı ortası sonu ve sonrası zamanları için, tadını rahat rahat çıkarın. Zira sevgili NBC nin yeni filmi için epey zaman var.

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home