Cuma, Eylül 19, 2014

Mermi

içindeki tapınmaya bir tanrı gerekliydi.
aradığı orada olmadığında da buluyordu gidip.
sıradan atletik gençler tanrı oluyorlardı-
tanrılaştırıyordu onları çılgın tutuluşun
doğuştan bir tanrı için yaratılmış gibi duran.
bir tanrı arayıcıydı o tutuluş. bir tanrı bulucu.
baban seninle tanrı'ya doğru nişan almıştı
ölümü tetiği çektiğinde namludan çıkan alevin ışığında o an
bütün hayatını gördün. sektin
alabildiğine başarılı kariyerin boyunca.
öfkesiyle
yüksek hızlı bir kurşunun,
kinetik enerjisini
bir damla azaltamayan. seçtiklerin
neredeyse kurşun onlara değer değmez can verdiler-
kurtulamayacak kadar ölümlüydü hepsi. düşlenmiş şeylerdi,
geçici, kuramsal, belli birer hava yalnızca.
uçuş yolun boyunca oluşan ses duvarı olayları.
ama sırılsıklam kağıt mendilinin
ve cumartesi gecesi paniklerinin içinde,
altında kah öyle, kah böyle kestirdiğin saçlarının,
çarpıp sekmek gibi görünen olaylarla
gittikçe işitilmez olan haykırışların çavlanının ardında
hiç sapmadan ilerliyordun.
altın kaplıydın, som gümüştün,
nikeldendi ucun. izlediğin mermi yolu kusursuzdu
boşluktan geçiyormuşçasına. beton bir duvarı
edinilmiş gibi duran, yanagındaki o yara bile 
bir yiv işlevi görüyordu
dümdüz ilerlemen için. varana dek o gerçek hedefine,
ardımda gizlenen. babana.
elinde dumanı tüten tabancasıyla duran o tanrıya. uzun bir süre,
kafam sis gibi bulanık, farkına varamadım
vurulmuş olduğumun bile, 
ne de gördüm beni delip geçtiğini-
ve sonunda saplandığını tanrının yüreğine.

benim yerimde becerikli bir büyücü olsaydı,
seni elleriyle havada yakalayıp
bir elinden ötekine aktara aktara soğutabilir
ve tanrısız, mutlu, sakin kılabilirdi sonunda. bense
bir tutam saçını, yüzüğünü, saatini, geceliğini kurtarabildim
kurtara kurtara.
Ted Hughes

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home